Ermeni Soykırım İddiaları

Yine bir 24 Nisan ve yine gerek sosyal medya gerekse kamusal alanın (public sphere) bilinçli ve organize bir şekilde bilinçsiz insanların kullanılmasıyla işgal edildiği ve tarihin konusuyken sosyoloji, psikoloji, uluslararası ilişkiler gibi diğer sosyal bilimlerin de bir konusu haline gelen 1915 Olayları’nın siyasi emellerle kullanıldığı bir gün.

En politize olmuşu sosyal medyalardan biri, Twitter’da saat 12:00 itibariyle gündeme yerleşmiş olan 24 Nisan etiketlerini incelediğinizde, aslında meselenin ne kadar yozlaşmış ve sonu gelmeyen bir tartışma haline geldiğini ve derinlemesine incelediğinizde de aslında bu hale bilerek getirildiğini görmek mümkün. Peki, zaten aşırı politize olmuş biz güzel Türk gençleri için 24 Nisan’ı bilmek, ne gibi bir öneme sahip? 24 Nisan’da ne oldu ve gerçekten de atalarımız bir soykırıma mı girişti?

Sui generis yani şahsına münhasır bir tartışma konusu haline gelmiş olan Ermeni Meselesi’ni anlayabilmek için öncelikle anlamını iyi bilmemiz gereken bazı kavramlar ve bunların arasındaki ayrımları incelemek gerekir. Örneğin soykırım kavramı ne demektir? Gerçekten de soykırım yapıldığında (örneğin) tüm Ermeniler’in ortadan kaldırılmış mı olması gerekir?

Çok sevdiğimiz bilgi kaynağımız Wiki’de soykırımın anlamı;

Soykırım veya genosit; ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum veya başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda, bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylem ve sonuçlar bütünü anlamına gelmektedir.”

Görüyoruz ki, öldürmelerin cinayet ya da toplu kıyım gibi kavramların çatısından soykırım kavramına dönüşebilmesi için en önemli 2 unsur; bazı özellikleriyle ayırt edilebilen bir topluluğun kurban konumunda olması ve eylemin bir plan çerçevesinde, organize edilerek/olarak yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda “Madem Ermeni Soykırımı yaptık o zaman niye hala Ermeniler var?” algısının da yanlış bir değerlendirme olduğunu çünkü hiçkimseyi öldürememiş olsa bile bir soykırım girişiminin, niyeti itibariyle dahi suç olduğunu görebiliriz. Aynı zamanda değinmek gerekir ki, soykırım sadece doğrudan öldürmek değil aynı zamanda deportation yani tehcir/sınırdışı ya da death march yani ölüm yürüyüşü gibi alt kategorileri de içermektedir.

Ne yazık ki meselenin uzun yıllar boyunca yalnızca tarihçi hocalarımız tarafından ele alınmasından ötürü günümüzde 1915 Olayları denilince akla Tehcir kavramı gelmektedir. Kavramsal olarak Ermeni Soykırımı yerine Ermeni Tehciri diyerek iddialara karşı bir tez oluşturmuş gibi gözüksek de, Tehcir yani “Göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme.” (TDK) ve İngilizce karşılığıyla “Deportation”, esasında bir soykırım suçudur. Savaş zamanı, bir toplumu belirli özellikleri haiz olmasından ötürü zoraki bir göçe tabi tutarak sınırdışı etmek, sürmek, deportation kavramı yani tehcir kavramı içerisinde bir soykırım suçu sayılmaktadır.

Dolayısıyla ilk safhalardan kendi kendimize düştüğümüz hata, kavramsallaştırma sürecinde başlamıştır. Nitekim, dönem itibariyle yayınlanan yasanın hiçbir yerinde Tehcir kavramı geçmemekle birlikte yasanın tam adı: Sevk ve İskan Kanunu şeklindedir.

Sevk ve İskan Kanunu Asıl Metin

Bunun yapılmasındaki sebep ise gayet açık bir şekilde Osmanlı Meclisinde yer alan Ermeni Siyasi Partiler’in ve Van kenti başta olmak üzere Vilayet-i Sıtte yani Altı Vilayet olarak bilinen bölgelerdeki Ermeni Sosyal Demokrat Hınçak Partisi ve Taşnaksütün yani Ermeni Devrimci Federasyonu’nun Rus destekli isyanlara iştirak ederek bölgede yarattığı kaos ve karmaşa ile Rus işgalini kolaylaştırmaları ve hatta 19 Nisan ile 17 Mayıs 1915 tarihleri arasında Van vilayetini işgal ederek ellerinde tutmasıdır.

Peki tam olarak ne yapıldı?

Dünya Savaşından kaynaklı olarak halk üzerinde devletin kontrolünün, özellikle aşiretler neticesinde zayıflamasından kaynaklı olarak Ermeni Çeteler ve bölge halkı arasında çok büyük sürtüşmeler ortaya çıkmaya başlamıştı. Öyle ki iki taraf da daha önce yapılanların öcünü alabilmek adına her geçen gün daha fazla kin ve nefretle hareket eder hale gelmiş, bir noktadan sonra isyanlara iştirak eden Ermeniler haricinde bölgede yaşayan diğer Ermeni kesimler ve aynı şekilde masum Müslüman vatandaşlar da bu çatışmalardan kaçınılmaz olarak nasibini alır olmuştu. Dolayısıyla devletin buna bir çözüm getirmesi gerekiyordu. Bunun sonucunda, özellikle Sivas, Muş, Van gibi merkezi bölgelerdeki Ermeni nüfus, tüm mal varlıkları kayıt altına alınmak kaydıyla, yine Osmanlı Devleti toprakları içerisinde olan diğer bölgelere sevk edilmeye başlandı.

Peki bu ne zaman başladı? 27 Mayıs 1915 Öyleyse bu 24 Nisan neyin nesi?

24 Nisan 1915, Ermeni birtakım siyasi liderlerin ve kanaat önderlerinin yaşanan isyanlara teşvikleri ve destekleri sebebiyle tutuklanmalarının ve bir kısmının savaş süresince tutuklu kalarak Anadolu’daki diğer cezaevlerine sevk edilmelerinin başladığı gündür. Nitekim tutuklananların bir kısmı suçsuzluğuna kanaat getirilerek geri serbest bırakılmıştır.

Söylediklerimizi genel anlamda kısaca bir ele alacak olursak;

  1. 1915 Olaylarında şüphesiz hem Müslüman hem Gayrimüslim toplumda oldukça fazla can kaybı olmuş ve üzücü hadiseler gerçekleşmiştir,
  2. Bunun yaşanmasındaki en büyük etkenlerden biri Rus teşvikiyle isyanlara iştirak eden ve gerek Osmanlı meclisindeki gerekse toplum içerisindeki rolünü ve konumunu kullanarak isyanlara kuvvet sağlayan Ermeni çetelerdir,
  3. Ancak, ölümlerin yaşanmış olması iki taraf için de “soykırım” iddiasında bulunmak adına yeterli değildir, zira bu kavramın hukuki kavram olmasından ötürü belirli bir çerçevede yaşanan kırımları kapsaması söz konusudur,
  4. Bu noktada “Sözde Ermeni Soykırımı” ya da “Ermeni Tehciri” kavramlarını kullanmak da aynı şekilde Türk iddiaları için oldukça zararlıdır çünkü tarihin gerçekliğinin iddialarımızı doğruladığı bir noktada oturup konuşulması gerekilen bu meseleyi “sözde” kavramıyda doğrudan kesip atmak veya meseleye “tehcir” gibi kavramlarla bilinçsizce karşı iddiaları destekler nitelik kazandırmak, en basit tabirle kendi topuğumuza sıkmaktır.
  5. Ermeni Meselesi, toplum olarak bilinçlenmemiz gereken meselelerden biridir çünkü artık dünya kamuoyunda konuya ilişkin olarak “inkarcı” etiketi geliştirilmiştir dolayısıyla mesele tarihin bir gerçekliği olarak ele almak istenildiğinde(ki Türk tezleri tamamen bunun üzerine kuruludur) doğrudan “inkarcı” yaftası kullanılmakta ve insani değerlerin arkasına sığınılarak politik çıkarlar elde edilmeye çalışılmaktadır. Ermeni Lobilerinin on yıllardır süren çabaları, şüphesiz bizim senede 1 gün ya da 1 hafta ile sınırlı çalışmalarımız karşısında malesef üstün gelecektir.

I'm %99. [MSc in IR]

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store